19 Kasım 2008 Çarşamba

Kadınlar

Okuduğum yazılardan, beğendiklerimi zaman buldukça buraya kaydederek yazıların çoğalmasını sağlayabilirim sanırım.:))


"Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü. Aşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler. Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan, yansıtmazlar çünkü. Para var mı, işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın. Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber. Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış. Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır. Mesela fatura filan yatıramazlar, anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde, bugün nereye yemeğe gidelim, diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, Hiçbirşeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler, kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz, kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur. Koruyup kollanmalıdır her an o! Zayıf kadınlar hiç çökmez, buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar ........."









26 Eylül 2008 Cuma

BAYRAM' DA DİNLENMEK

Yarın Bayram tatili başlıyor. Bazıları seyahat planları yapıyor, bazıları ekonomik sıkıntılardan dolayı plan yapamıyor ve bizim gibi bazıları da en iyi nasıl dinlenilir diye hayal kuruyor.
En sonunda karar verdik. Ankara'da kalınacak ve dinlenilecek. Bayram ziyaretleri 3 gün sürüyor. Ailenin küçük üyesi olmamız nedeniyle büyükler ziyaret edilecek. Belki gelen olur diye ev misafire hazır hale getirilecek. Ankara dışında yaşayan aile üyelerinin bayraları telefon ile kutlanacak ve gelecek bayramda inşallah sizlerle olacağız diyerek temenniler iletilecek. Acaba bu gelişmelerde dinlenme söz konusu olabilir mi? sanmıyorum ama en azından en fazla 3 gün sürecek.
Diğer günlerde, geç kahvaltı ve gazete ile güne başlanacak. Sabah Kahvesi içerken günlük program yapılacak. program da olmazsa olmaz olan tek şey, yakın zamanda hayatımızın bir parçası olmasına izin verdiğimiz spor yer alacak. gidiş - geliş ile 2,5 saatimiz yüzme ile geçecek. kalan zamanlarda ise;
  • bayram hediyesi olarak kendime aldığım kitaplarım,
  • eşim ile romantik akşam yemekleri, (futbol maçlarının olduğu akşamlar hariç)
  • Televizyon karşısıda Galatasaray'ın UEFA ve LİG maçlarının seyredilmesi,
  • Arkadaşlar ile geçirilecek akşam sohbetleri,
  • Ankara yakın çevresine yapılacak kısa programlar. ( belki 1 gece konaklama )
evet sanırım bu bayram güzel geçecek.
herkese iyi bayramlar diliyorum.
iyilikler sizlerle olsun...

18 Eylül 2008 Perşembe

Çalıştığım Firma için ISO 9001 belgesini 2 sene önce almıştık. Şimdi ise ISO 18001 ve ISO 14001 belgeleri için çalışmaları devam ettiriyoruz. Bir sorun çıkmaz ise bayramdan önce belgelerimizi alıp, Bayram sonrası da denetim geçireceğiz.
Sistemlerin kurulması, ne kadar iş veren için gibi görünse de çalışanlar içinde ciddi anlamda faydalı olduğunu düşünüyorum. Ancak, personelin eğitim seviyesi ile sisteme uyum göstermeleri ters orantılı olmaktadır. İnsanlar, neden kendileri için sağlanan imkanları kabul etmek istemezler ve bunu amirlerine nasıl küstahça söyleyebilirler anlayamıyordum. Anlamak için ise firma yöneticilerinin, çalışanlarına karşı iyi niyetli yaklaşımlarının, ne yazık ki suistimal edilmekte olduğunu fark edebilmek gerekmektedir. Sabırlı, ikna yöntemi ile başlayan çabalarımın sonuç vermesini ümit ederim.
Küçük ama önemli bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum. evlerimizde sağlık için tavsiye edilmemesine rağmen kızartma yapılmaktadır. peki "bu kızartmada kullandığımız yağları nereye boşaltıyorsunuz" sorusuna cevap olarak "hiç bir yere boşaltmıyoruz. çünkü kanalizasyondan denize ulaştığında yağlar ayrışır ve zararı büyük olur. biz biriktiriyoruz ve belediyelere veya önerdikleri kuruluşlara teslim ediyoruz" diyen kaç kişi var? sanırım yok veya çok az sayıda insan biliyor. umarım kısa zamanda bilenlerin sayısı çoğalır.
iyilikler...

17 Eylül 2008 Çarşamba

Yeni Hayat

2 sene önce evlendiğimde çok aşırı olmama rağmen kiloluydum. Evlilik ciddi anlamda yaradı sanırım ve son 2 yılda 20 kilo aldım. Şimdi ise vermek için yaşam tarzımda biraz değişiklik yapmam gerektiğine karar verdim.
1- Kesinlikle hayatıma spor girecek. (eskiden sadece belli dönemlerde yapıyordum.) haftada en az 2 olmak üzere 1 saat yüzülecek.
2- Hafta da en az 1 kere 45 dk dan az olmamak şartıyla yürüyüş yapılacak.
3- Tatlı (çay ve kahve içerken şeker kullanılmayacak, baklava, künefe, kadayıf vs tatlılardan elimden geldiğince kaçacağım.) konusunda taviz verilmeyecek.
4- Mevcut öğün miktarları yarıya indirilecek.
5- Meyva ve sebze tüketimi arttırılacak.
6- Balık her zaman olduğu gibi zevkle yenmeye devam edecek.
7- kırmızı et, tüketim sıklığı azaltılacak. ( mümkün olduğu kadar az yağlı tercih edilecek)
8- Alkol kullanımına sadece ayda 1 kez izin verilecek. (limitsiz olabilir ancak takibeden gün yüzülecek ve saunaya girilecek.)
9- 8. madde yerine ayda 2 defa sınırlı alkol tüketimi de tercih edilebilecek.
10- Hafta da 1 kere sabah aç karnına tartıya çıkılacak.
11- Kesinlikle sabırlı olunacak. Hızlı kilo verilmeyecek.
Bana kolay gelsin...

YOLCU

Bugün ilk günüm ve yazacak birşey yok. Taksi şoförünün ilk gününü yazıyorum. Umarım yaşayacaklarım taksi şoförüne benzemez.
Yolcunun biri taksi şoförüne bir şey sormak için öne eğilir ve şoförün omuzuna hafifçe dokunur. Yolcunun dokunmasıyla birlikte şoför bir çığlık atar ve arabanın kontrolünü kaybeder. Bir anda kontrolden çıkan araç bir otobüse çarpar, araba kaldırıma çıkar ve şoför büyük bir vitrine bir kaç santim kala durmayı başarır. Bir kaç dakika sessizlik olur. Hala titremekte olan şoför 'Özür dilerim ama ödümü kopardınız.' Aynı şoku yaşayan yolcu, 'Özür dilerim ama omuzunuza hafifçe dokunmanın sizi bu kadar korkutabileceğini düşünmemiştim.' der. Şoför, ' Hayır, hayır ben özür dilerim. Tamamen benim hatam. Bugün taksi soförü olarak ilk günüm... Son 25 yıldır cenaze arabası kullanıyordumda...
iyilikler sizlerle olsun...