26 Eylül 2008 Cuma

BAYRAM' DA DİNLENMEK

Yarın Bayram tatili başlıyor. Bazıları seyahat planları yapıyor, bazıları ekonomik sıkıntılardan dolayı plan yapamıyor ve bizim gibi bazıları da en iyi nasıl dinlenilir diye hayal kuruyor.
En sonunda karar verdik. Ankara'da kalınacak ve dinlenilecek. Bayram ziyaretleri 3 gün sürüyor. Ailenin küçük üyesi olmamız nedeniyle büyükler ziyaret edilecek. Belki gelen olur diye ev misafire hazır hale getirilecek. Ankara dışında yaşayan aile üyelerinin bayraları telefon ile kutlanacak ve gelecek bayramda inşallah sizlerle olacağız diyerek temenniler iletilecek. Acaba bu gelişmelerde dinlenme söz konusu olabilir mi? sanmıyorum ama en azından en fazla 3 gün sürecek.
Diğer günlerde, geç kahvaltı ve gazete ile güne başlanacak. Sabah Kahvesi içerken günlük program yapılacak. program da olmazsa olmaz olan tek şey, yakın zamanda hayatımızın bir parçası olmasına izin verdiğimiz spor yer alacak. gidiş - geliş ile 2,5 saatimiz yüzme ile geçecek. kalan zamanlarda ise;
  • bayram hediyesi olarak kendime aldığım kitaplarım,
  • eşim ile romantik akşam yemekleri, (futbol maçlarının olduğu akşamlar hariç)
  • Televizyon karşısıda Galatasaray'ın UEFA ve LİG maçlarının seyredilmesi,
  • Arkadaşlar ile geçirilecek akşam sohbetleri,
  • Ankara yakın çevresine yapılacak kısa programlar. ( belki 1 gece konaklama )
evet sanırım bu bayram güzel geçecek.
herkese iyi bayramlar diliyorum.
iyilikler sizlerle olsun...

18 Eylül 2008 Perşembe

Çalıştığım Firma için ISO 9001 belgesini 2 sene önce almıştık. Şimdi ise ISO 18001 ve ISO 14001 belgeleri için çalışmaları devam ettiriyoruz. Bir sorun çıkmaz ise bayramdan önce belgelerimizi alıp, Bayram sonrası da denetim geçireceğiz.
Sistemlerin kurulması, ne kadar iş veren için gibi görünse de çalışanlar içinde ciddi anlamda faydalı olduğunu düşünüyorum. Ancak, personelin eğitim seviyesi ile sisteme uyum göstermeleri ters orantılı olmaktadır. İnsanlar, neden kendileri için sağlanan imkanları kabul etmek istemezler ve bunu amirlerine nasıl küstahça söyleyebilirler anlayamıyordum. Anlamak için ise firma yöneticilerinin, çalışanlarına karşı iyi niyetli yaklaşımlarının, ne yazık ki suistimal edilmekte olduğunu fark edebilmek gerekmektedir. Sabırlı, ikna yöntemi ile başlayan çabalarımın sonuç vermesini ümit ederim.
Küçük ama önemli bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum. evlerimizde sağlık için tavsiye edilmemesine rağmen kızartma yapılmaktadır. peki "bu kızartmada kullandığımız yağları nereye boşaltıyorsunuz" sorusuna cevap olarak "hiç bir yere boşaltmıyoruz. çünkü kanalizasyondan denize ulaştığında yağlar ayrışır ve zararı büyük olur. biz biriktiriyoruz ve belediyelere veya önerdikleri kuruluşlara teslim ediyoruz" diyen kaç kişi var? sanırım yok veya çok az sayıda insan biliyor. umarım kısa zamanda bilenlerin sayısı çoğalır.
iyilikler...

17 Eylül 2008 Çarşamba

Yeni Hayat

2 sene önce evlendiğimde çok aşırı olmama rağmen kiloluydum. Evlilik ciddi anlamda yaradı sanırım ve son 2 yılda 20 kilo aldım. Şimdi ise vermek için yaşam tarzımda biraz değişiklik yapmam gerektiğine karar verdim.
1- Kesinlikle hayatıma spor girecek. (eskiden sadece belli dönemlerde yapıyordum.) haftada en az 2 olmak üzere 1 saat yüzülecek.
2- Hafta da en az 1 kere 45 dk dan az olmamak şartıyla yürüyüş yapılacak.
3- Tatlı (çay ve kahve içerken şeker kullanılmayacak, baklava, künefe, kadayıf vs tatlılardan elimden geldiğince kaçacağım.) konusunda taviz verilmeyecek.
4- Mevcut öğün miktarları yarıya indirilecek.
5- Meyva ve sebze tüketimi arttırılacak.
6- Balık her zaman olduğu gibi zevkle yenmeye devam edecek.
7- kırmızı et, tüketim sıklığı azaltılacak. ( mümkün olduğu kadar az yağlı tercih edilecek)
8- Alkol kullanımına sadece ayda 1 kez izin verilecek. (limitsiz olabilir ancak takibeden gün yüzülecek ve saunaya girilecek.)
9- 8. madde yerine ayda 2 defa sınırlı alkol tüketimi de tercih edilebilecek.
10- Hafta da 1 kere sabah aç karnına tartıya çıkılacak.
11- Kesinlikle sabırlı olunacak. Hızlı kilo verilmeyecek.
Bana kolay gelsin...

YOLCU

Bugün ilk günüm ve yazacak birşey yok. Taksi şoförünün ilk gününü yazıyorum. Umarım yaşayacaklarım taksi şoförüne benzemez.
Yolcunun biri taksi şoförüne bir şey sormak için öne eğilir ve şoförün omuzuna hafifçe dokunur. Yolcunun dokunmasıyla birlikte şoför bir çığlık atar ve arabanın kontrolünü kaybeder. Bir anda kontrolden çıkan araç bir otobüse çarpar, araba kaldırıma çıkar ve şoför büyük bir vitrine bir kaç santim kala durmayı başarır. Bir kaç dakika sessizlik olur. Hala titremekte olan şoför 'Özür dilerim ama ödümü kopardınız.' Aynı şoku yaşayan yolcu, 'Özür dilerim ama omuzunuza hafifçe dokunmanın sizi bu kadar korkutabileceğini düşünmemiştim.' der. Şoför, ' Hayır, hayır ben özür dilerim. Tamamen benim hatam. Bugün taksi soförü olarak ilk günüm... Son 25 yıldır cenaze arabası kullanıyordumda...
iyilikler sizlerle olsun...